26 Mart 2016 Cumartesi

Tırtıl...


Gece yatağından sersemletici bir titreme ile uyandı. Tüm vücudu terden sırılsıklamdı, yay gibi gerilmiş bir beden ile yaşlı bir kadının elleri gibi tir tir titreyen elleri kucağında doğruldu yatağında. Genç bir bedene sıkımış yaşlı bir ruhtu o. Ne demek ise o işte tam da öyleydi. Kor alevlerle bezeli öfke nöbetlerinin başlangıç yeriydi tüm benliği ve o yüreği tam bir yangın yeriydi. Acil çıkış kapısına çok yakın bu ruh hali ile mutfak tezgahının altındaki kendine has karargahından bir şişe çıkardı. Kendini değil ruhunu ödüllendirmekti amacı. Bedenin ağırlığı kalktı mı ne kaldırdı ki geriye.

Önünü arkasını düşünmekten helak edilen bir yaşamı paçavra gibi kenara koyma arzusuna inat tezgahtan aldığı bardağına koyduğu içkisinden aldığı kocaman bir yudum ile içinin tamamen alev aldığına yemin edebilirdi. Bu kavurucu ruh hali ile hızlı hızlı bir tek daha koydu bardağına ve  bir tek daha. Kendi kendine bir baş belasıydı aslında. Hiç kimse onun kadar olamamıştı.

Tam da Pablo Neruda' nın dediği gibi yavaş yavaş ölüyordu. Dudağında asılı yarım gülümsemesi ile bir tek daha dedi  boş tezgaha doğru uzattığı bardağını savurarak. Uzak bir yankı misali kelimelerin gidişini seyretti ve tam bir kahkaha ile kendi bardağını kendi doldurmasıyla bitirmesi bir oldu.

Başı dönüyordu olsun dünya da dönüyordu zaten. Fazla içmişti, sınırları tam ihlal etmek üzereydi. bir yudum bir yudum daha evet tüm sınırlar geçilmişti, tatsız mide bulantılarını dindirmek umuduyla oturma odasındaki kanepenin yolu bulmak için ciddi çaba gösterdi. Son bir hamle ve derin bir boşluk...

Yumuşak bir eda ile kıvrılarak bedenini saran yumuşak kılıftan kurtuldu. Ne kadar da açtı. Hızlı hızlı yaprakların arasına geçip kendi için çok sulu bir yaprak seçti. İçgüdüseldi her hareketi, kendi saatine göre bir ahengi vardı elbet. Her şeyi anlamasa bile her şeyi bilen bir vücut bahşedilmişti ona da  tüm diğerleri gibi. Yavaş yavaş ama obur bir iştah ile yemeye koyuldu. Her lokma ile değişen vücudunu seyretmeye başladı. Ne kadar da garipti yaşam. Herkes gibi fakat hiç kimse gibi hissetmediğinden emindi. 

Tatlı nemli bir havanın eşliğinde hiç durmadan yiyordu, nereye kadar yiyecekti. Değişmesi gerekiyordu bir şeyler yanlış gidiyor olmalıydı. kendi küçük bedenine hapsolmuş gibi bir inancı vardı. Ne kadar da çılgıncaydı. Oysa arkadaşları hatta hiç kimse ona inanmıyordu. Kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda bunun ne kadar imkansız bir şey olduğunu ona anlatmaktan başka hiç bir şey yapmıyorlardı. Kendine olan inancı sarsılıyor, kimi zaman ise bilinmez bir inanç ile depreşiyordu.

Bir gün kendini tüm herkesten ayrı hissetti. Oraya ait olmadığına dair inancı depreşmişti yine. Fakat bu sefer karşı konulmaz bir hal içerisinde kendini saklamak, diğerlerinden ayırmak istiyordu. Ne yapması gerektiğini bilmese de yavaş yavaş kendine ait bir yer yapmaya başladı. Her şey kendiliğinden oluyor, hiç başka bir çabaya ihtiyaç duymuyordu. Kendi etrafında dönmeye devam ediyordu bir taraftan, ilmek ilmek dokuyordu. Dokudu dokudu ve dokudu taki tepesinde küçücük bir açıklık kalıncaya kadar dokudu. Artık sona gelmişti, ya o deliği kapatacak ve kendi olacaktı yada oradan geri dışarı çıkacak ve herkes gibi ama hiç kimse olmaya devam edecekti. Karanlık artık onu eskisi kadar korkutmuyordu, hem çok uykusu vardı. Hiç bir şey olmaz dedi ve o son açık kalan yeri de yavaşça örerek kapattı. Tatlı bir güven duygusu ile görevini tamamlamış birinin huzuruna sahip serin bir uykuya daldı.

Uyandığında kendini hiç bu kadar sıkışmış hissetmemişti. Neler olmuştu, ahh tüm bedeni tutulmuştu, kıpırdatmak ne kadar da zordu. Eee olacağı belliydi zaten, dün akşam yaptıklarının elbet bir sonucu olacaktı.

Sıkılmıştı içeride, yırtar gibi açtı perdeleri, güneşin varlığını içine çekti. Islak bedenini esneterek güneşi izlemeye başladığında içinde hissettiği heyecana şaşırdı. Değişmişti sanki. Ne kadar orada durdu bilmiyordu ama vaktin geldiğini anladığında;

Kadın: En güzel kıyafetini giydi,çantasını aldı ve bir daha dönmemek üzere çıktı sokaklara...

Kelebek:Tüm bedenini esnetti, kanatlarını açtı bir iki çırpınış ve bir daha sürünmemek üzere yükseldi ağaçlara...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder