Aşk milyonlarca tanımı, tadı, yüzü olan yaşayan bir organizma. İçinizi sızlatırken bile sizi mutlu edebilen bir kaos.Böyle bir kaosu alıp tam ortasına bir ev dikeceğim diyorsanız, evinizin temel taşlarının sağlam değerler içermesine dikkat etmeniz gerekir. Haa yok serde gençlik var, "ne sağlam temeli bir bakışına atarım imzayı " diyorsanız bilinki bir sözünede yazarsınız boşanma dilekçesini . Tabii şanlıysanız...
Severek evlenenler furyasını iyi tanırım. Ne de olsa o yollardan geçmedik mi? Lakin benim en önemli farkım hayallerimi gerçek yapacağım derken kabuslarıma uyanan biri olmamdan geçiyor. Bu özelliğim ile övünecek değilim fakat artık ağlayacak da değilim.Genel olarak kötü çekilmiş bir gerilim filmi havasında geçiyor günlerim. Hadi yönetmen hadi şu sahnede başardı heralde diyerek günlerimi heba mı ediyorum yoksa gerçekten bir şey mi biliyor da bekliyorum inanın daha ben bile çözemedim
Aslında tam da yukarıdaki resmin tecelli bulmuş haliyim.Aynen böyle kala kaldım.
"Hani sevgimiz sonsuza kadar sürecekti " nidalarının zamanı çoktan doldu. Biliyoruz ki yok öyle bir numara.
Bu Türk filimi repliklerini içimize küçükken enjekte ettiklerinden tüm bu bocalama. Çünkü izlediğimiz filimlerden edindiğimiz ilk intiba şu ilk önce mutlu olcağız. Mutlulukta en tepe noktasına ulaşınca mutlak bir sorun yaşayıp kopma noktasına geleceğiz, biraz sürünüceğiz ve bolll bolll (reklamlardaki gibi) ağlayacağız ve filimin ilk yarısını bitireceğiz. İkinci perdenin başlamasıyla mucizelerde havalarda uçuşacak yani iyi oğlan ile iyi kız (hemde kızın istediği gibi) kavuşacak. Gerçek hayata döndüğümüzde ilk bölümde sorun yok, amenna çeşit çeşit yaşadık. "Hani sevgimiz sonsuza kadar sürecekti "nidalarını attık. Ağladık, yemekten kesildik, dahaçok yedik, kızdık vb her duyguya büründük. Lakin bir türlü ikinci bölüm başlamadı. Demek ki sorun ikinci bölümün bir türlü gelmemesinde yada daha doğrusu bizim geleceğine olan inancımızda.
Gelmiyor arkadaşım, o ikinci bölümde senaristler atmış tutmuşlar. Yönetmende vermiş gazı oyunculara ve bize de patlamış mısır yemek kalmış. O yüzden arkadaşım o temeli sağlam öğeler üzerine oturtmazsan birinci bölümü yaşar, ikinci bölüm de bekler durursun. Yada biraz şanslıysan filimi sonlandırır kendine yeni bir yapım şirketi ve senaryo bulur gerçek yaparsın.
Valla beni sorarsan.... yok yok sormazsın sen zaten biliyorsun ki:))))
Hadi rast gele...
"Hani sevgimiz sonsuza kadar sürecekti " nidalarının zamanı çoktan doldu. Biliyoruz ki yok öyle bir numara.
Bu Türk filimi repliklerini içimize küçükken enjekte ettiklerinden tüm bu bocalama. Çünkü izlediğimiz filimlerden edindiğimiz ilk intiba şu ilk önce mutlu olcağız. Mutlulukta en tepe noktasına ulaşınca mutlak bir sorun yaşayıp kopma noktasına geleceğiz, biraz sürünüceğiz ve bolll bolll (reklamlardaki gibi) ağlayacağız ve filimin ilk yarısını bitireceğiz. İkinci perdenin başlamasıyla mucizelerde havalarda uçuşacak yani iyi oğlan ile iyi kız (hemde kızın istediği gibi) kavuşacak. Gerçek hayata döndüğümüzde ilk bölümde sorun yok, amenna çeşit çeşit yaşadık. "Hani sevgimiz sonsuza kadar sürecekti "nidalarını attık. Ağladık, yemekten kesildik, dahaçok yedik, kızdık vb her duyguya büründük. Lakin bir türlü ikinci bölüm başlamadı. Demek ki sorun ikinci bölümün bir türlü gelmemesinde yada daha doğrusu bizim geleceğine olan inancımızda.
Gelmiyor arkadaşım, o ikinci bölümde senaristler atmış tutmuşlar. Yönetmende vermiş gazı oyunculara ve bize de patlamış mısır yemek kalmış. O yüzden arkadaşım o temeli sağlam öğeler üzerine oturtmazsan birinci bölümü yaşar, ikinci bölüm de bekler durursun. Yada biraz şanslıysan filimi sonlandırır kendine yeni bir yapım şirketi ve senaryo bulur gerçek yaparsın.
Valla beni sorarsan.... yok yok sormazsın sen zaten biliyorsun ki:))))
Hadi rast gele...

