Hücrelerime ne zaman kodlandı bu korku. Gece giyilen bir gecelik kadar hafif, bir tütsü kadar ağır. Gece uykumdan uyandığımda saat yine tam dörttü. Yine mi dedim içimden. Tam tamına 30 gecedir yaşanılan hep aynı senaryo. Bir nefes sıçramasında uyanmak ve bir nefes verişinde uykusuzluğa dalmak.
Tik Tak 03.58 Tik Tak 03.57 Tik Tak 03.59 Tik Tak 04.00
Taşkın bir telaş içinde uyandım, evimde olduğumu anlamam her geçen gün hızlansa da o saniyeler arasındaki kaybolmuşluk hissinin etkisi hep aynı. Önceden koyduğum bir bardak su, başucumdaki lavanta bile içimdeki huzursuzluğu azaltmıyor, dehşet hissinin geçmesi için zamana ihtiyacım var her zamanki gibi. En iyisi kalkıp bir kahve fincanının buğusunda kaybolmak.
Gördüğüm rüya, hep aynı his, hep aynı koku. Sur altında dolaşıyorum ve o kanallar arasında denize doğru koştuğum andaki korku hissi hala boğazımda, kalp çarpıntıları kulaklarımda. saat 03.59.20 ve ağzımın içinde o dehşetin tadı saat. 03.59.45. Tam varmak üzereyken sırtıma dokunan o el ve saat 04.00.
Evet sonunda evimin en sıcak köşesinde kahvenin kollarına sığınıyorum.
Açtığım gece lambasının altında oluşan gölgeler, ağaçlarımın yapraklarında dans eden zenneler gibi kıpırdıyor. Rüzgar ise tatlı bir meltem havasında girdiği cam kenarından çapkın delikanlı gibi bir ıslık misali geçiyor yanımdan. Ürperdim yine, o soğuk el her an arkamdan dokunacakmış gibi... Zihnimin oyunları ile bezeli gecelerden birisi daha işte olan. Canım uykuma yanarım.
Kaç perdelik bir oyun bu yaşanılan? yada Kaç gece daha zehir eder uykumu bana? hiç bilmiyorum.
Ben bilmiyorum ama gün ağırdığı gibi kararıyor.. saat akıyor Tik tak Tik tak gece oluyor.
Saat 03.59.20 ve ağzımın içinde o dehşetin tadı saat. 03.59.45. Tam varmak üzereyken sırtıma dokunan o el ve saat 04.00.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder