21 Şubat 2014 Cuma

Başlıksız, boşluksuz...


Bugün başlık seçmek de zorlanıyorum. Her zaman akarken bugün kelimeler beynimde boykot halindeler. İş yerinde çok konuşup,çok anlatmaktan olsa gerek. Sıkıştırılmış deneyim hizmetleri sunumu beynimi allak bullak etti kısacası. Ama yazmak istiyorum, bir şekilde beynimi boşaltmak. 

İnsanlar aynı kaptan yemek yediğinde ya suyundan ya huyundan alıyor bir şekilde. Genelleme bu olsa da özelde değişiklikler her daim mevcut, buna itirazım yok. Fakat bu genellemeden yola çıkabileceğim örnekler dolu etrafım. Aynı şirkette çalışmış olmak, aynı okulda okumak bunlara iyi birer örnek. Ama sanırım ben daha çok densiz olanlarından bahsetmek istiyorum. Varlığı ile rahatsızlık verenlerinden, haddini bilmeyenlerinden.

Dün bunun için iyi örnek oluştarabilecek bir durum yaşadım ve bir karar verdim. Kişilere kim olduklarını açıkça söyleyeceğim artık. Zerafet ve nezaket görgüsüz, cahil insanların kalıbı değil. Onlara on numara büyük geliyor. Hele birde yerini hazmedemişlik varsa tamam alın size kocaman bir bok çukuru. En başından haddini bildirip mesafeni direkt koyacaksın ki sana bulaşmasın pisliği.Yok bu insan düzelir dersen nafile,hele iş yaşamındaysa asla. Çıkar dünyası bir kere. Çamur at izikalsın demiş atalarımız, boşunamı söylenmiş bu söz. Mümkün değil, kim bilir ne kadar bu duruma maruz kaldılarki kalıplaşıp günümüze kadar geldi. Eveliyattan var olan bir şeyi değiştiremiyorsanız, nano teknoloji kullanacaksınız.Başka çare yok. Ezeceksiniz boyuna ve kim olduğunu haykıracaksın her fırsatını buldukça.

Evet durum bu. Fevri bir çıkış ama bazılarına gerçekten lazım...

Haydi eller havaya:)))

11 Şubat 2014 Salı

Neşe Kaplı, Hüzün Kokulu Drajeler




Klişeler diyarında gezerken insan pek fazla şaşırmaz yaşanılanlara, her şey olması gerektiği gibidir. Şikayetler, istekler, serzenişler, alınan tatlar aynıdır. Ayrılıkları aynılaştırırz biz.

Ama öyle bir gün gelir ki masallarda olacak türden bir şey gerçekleşir ve bir şey değişir bir bakmışsınız ki aslında her şey değişmiş. Tabii bu sizin okuduğunuz türden çok, yaşadığınız hayata uyumludur. Benim ki daha çok masalların başında olan değişikliklere benziyor aslında. Aynı külkedisinin başına üvey anne gelmesi yada uyuyan güzelin doğumkutloamasında lanetlenmesi gibi...

Zıtlıklar harmonisi yaşadığım. En anlaşılmadığım anda anlaşıldığım için çırılçıplak hissediyorum kendimi. Ve daha da acayip olanı hep çıplak olduğumu fark etmem . Bütün dengem alt üst oldu inanın birden. Bu dengesiz karmaşayla beraber tüm çababmın anlaşılmamak üzere kurduğumu anlamış durumdayım.  Asıl yükümün ketumluktan geldiğini fark ederken, anlaşıldığım anda kendimi çok savunmasız buldum. Bu da çok değişik bir yüzleşme oldu kendimle. İçime çok dokundu ve ağla ağla bitiremedim sanki.

Hep anlaşılmanın insana ferahlık kattığını sanırdım ama güçlü görünmek isteyen karekterlere göre değilmiş anladım. Gerçi yüküm bir nevi hafifledi inkar edemem fakat istediğimin böyle bir hafifleme olduğunu hiç sanmıyorum. 

Bu yıl kaderimin değişik planları var benim için belli. Üstüme yük olanlardan kurtulmak, yeni güzellikleri hayatıma katmak gibi...

Yöntemlerini pek beğenmesemde sana teslimim...




4 Şubat 2014 Salı

Vurmayın,Öldüm...


Ali  İsmail Korkmaz, bir zamanlar kendi halinde bir genç delikanlıydı. Ailesi, mahallesi ve okul arkadaşları bilirdi onu. Biz tanımazdık. Şimdi her yerde gördüğüm o gülüşü hiç bilmedim mesela. Hiç duymadım sesini yada hiç bakmadım gözlerine. Hoş şimdi istesemde duyamam, bakamam gözlerine. Onun sesi kesilip, gözü kapanınca, bedeni toprak olunca tanımak nasip oldu. 

Varlığıyla bize neler kattığını yokluğu ile anlattı Ali. 

Üzerinde dolaştığımız her santimetre karesinde ayrı bir hikayesi olan, karış karış tarayıp vatanım dediğim bu topraklarda savaş da, kan da ezelden beridir hiç eksik olmadı. Bu topraklar üzerinde ne kalleşçe oyunlar oynandı ne yavrular yuvasız ne yuvalar sahipsiz kaldı. Eskiler öyleydi de şimdiler başka mı?

Sene 2013, teknolojinin dakida geliştiği yenilendiği, bilimin koşar adaımlarla ileriediği yani her şeyin süratle yaşandığı bir zaman. Öyle bir zaman ki kansere çare bulunduğu halde, kaznılan rantlardan vaz geçmemek için çaresi söylenmeyen bir zaman. 

Para herşeyin efendisi. İnsanlık yerlerde yekle yeksan.



Ali böyle talihsiz bir zamanın kahramanı. Öyle bir kahraman ki, kahraman olması için ölmesi gerekenlerden. Ölüm kimseye yakışmaz arkadaş, lakin sana hiç yakışmadı Ali. İnan bakamıyorum resimlerine, bakamıyorum çünkü  buram buram yaşam kokuyor o resimlerin. Her bakışın umut dolu, her gülüşünün yarını var belli. Ama bugün yoksun Ali.

Mesela anneni hiç anlamak istemiyorum biliyor musun? Gerçi hangi anne isterki anlamak. Her annenin ilk temennisi değilmidir evladıyla beraber olmak, yaşlanmak, önce nefesini teslim etmek. İş böyle olunca Ali, annenin en zarif sözü bile içimi kanatamaya yetiyor, bir ah deyişi en acı işkencelerden bile daha zor geliyor. Nefes alamıyorum inan. Senin yokluğun içimi acıtıyor Ali. Kalleşçe oynanan bir oyunun kurbanı olmanı hazmedemiyorum. İsminin mahkeme köşelerinde anılmasına, karalanmaya, yok sayılmaya çalışılmasına katlanamıyorum.

Anlayacağın hiç bir şey senin canından daha kıymetli değildi. İşin gerçeği bu.

Bunu bir video oyunu gibi oynayanlar, oyunu yeniden başlatmak istediklerin de olmayınca ne hissettiler acaba? Şimdi senin canını alanlar rahatlar mı ? Kendilerini kahraman gibi hissediyorlar mı? Bilmiyorum, bilmekte istemiyorum aslında. Bu oyun çok canlar yaktı Ali. Ama en çok seninkini.

Velhasıl uzun lafı kısası sen yattığın yerde rahat mısın bilemem ama ben yattığım yerde hiç rahat değilim. Bilmeni istedim.

Dualarım seninle ve ailenle... Allah mekanını cennet etsin.

#aliismailkorkmaz