10 Eylül 2014 Çarşamba

Abulia Günlükleri Vol 1

Açılıyor kartlar ve tek tek konuşuyor Tülin. Tülin ile hiç tanışmıyoruz aslında. Bir merhabadan öte bir iletisimimiz yok.

Yengem bahsediyor önce " Baho'nun bir arkadaşı var Selin. Çok iyi fal bakıyor." diyor. Dururmuyum tiyoyu almışım hemen organize oluyorum kuzenim ile ve bir buluşma ayarlanıyor.

"Kartları karıştır. "diyor Tülin. "Odaklanman önemli. " alıyorum elime tarot kartlarını ve başlıyorum karıştırmaya. Zaten karışık hersey diyor içimdeki bir ses. Duruyorum ve bırakıyorum kartları masaya. Ve bir soluk araliginda bir kart çekmek ile başlıyor hersey.

Aslında fallardan bir beklentim yok. Çok uzun zamandır kimse beni şaşırtmıyor. Fal bastırmak, fala bakan kişinin ruh halini analiz ederek eğlendiğim bir oyun benim için . Seçtiği cümlelerden o kişinin özeline inmek Alice in harikalar diyarı da olmak gibi. Tabii burada sağlam bir rol çalma var kabul ediyorum. Yapılacak bir şey yok, ben buyum.

Neyse Tülin bir başlıyor konuşmaya, ben ve tüm kadınlarım susuyoruz. Susuyoruz çünkü çok nadir olan bir şey gerçekleşiyor ve kendimizi ifade etmeye ihtiyaç duymuyoruz. Biz susarken Tülin bizim için zaten konuşuyor, ne de olsa seçtiği kelimeler bizim kelimelerimiz.

Ardı ardına çekilen kartların Tülin in aklında böyle kelimelere dönüşmesi gerçekten ilginç. O anlatirken ben baska dunyalara daliyorum ara ara. Sanki bir belgesel izler misali aramizdaki bu etkilesimin kelimelere dökülüşünü izliyorum. Bir taraftan hiç bitmesin isterken öte yandan hemen kalkmak istiyorum masadan. Başka birinden kendi cümlelerinizi duymak gerçekten rahatsız edici bir durum.

Neyseki her fal biter. En son cümlesini söylediğinde o çok yorgun ben ise dingin bir şekilde kalıyorum masadan. En son cümle hep aynı sonuca bağlar olayları; karar vermek senin sorumluluğunda, kaçamazsın.

Ben de kaçmak arzusuyla yanıp tutuşsamda, kaderin çok inatçı ve istediğini alıncaya kadar peşimi bırakmayacağını bilecek kadar çemberden geçtim.

....


posted from Bloggeroid