27 Temmuz 2015 Pazartesi

Derin bir sığlık...





"Bir gün... " dedi kadın hikaye gibi anlatırken hayatını. Sesi buğulu ve gizem doluydu. Yaşamın tüm bilgisi içinde kendini bulmuş bir sükûnet vardı üstünde.

Birden başladı konuşmaya, çok uzaklardan gelmiş birinin aceleciliği vardı üstünde. "Dört dönemeçten geçerken hep aynı yöne gitmeyeceksin  yoksa başladığın yerde bulursun kendini dedi Bu dört dönemeç kuralı dedi birden duraksayarak. Sigarasından öyle derin bir nefes aldı ki, derinlik içinde sığlık gibi bir bulut yükseldi, sanki geçmişe çok uzaklara.
 
Devam etti birden anlatmaya; Dört dönemeç hep aynı noktaya çıkar çünkü insanlar bildikleri yollardan gitmeye meyillidir. Yeni her zaman çekici ama korkutucudur diyerek bir nefes daha çekti sigarasından. Ve hep bildiğin yolları seçersen hep aynı yere çıkarsın dedi ve durdu kesin bir tavırla. Sanki hali tavrı içinde bir bezginlik yüklüydü,  aynı dönemeçlerden kaç kez geçtiğini saymayı bırakmış bir kadının bakışlarıydı oturduğumuz yeri süzen. Garip bir bilmişlik ile hüzün karmaşasıydı teninin kokusu. Ağır geliyordu kendini kandırmaya meyilli ruhlara...
 
İçimde bir kasvet duygusu ile kaçma isteğim daha da artıyordu. Sigara dumanı eşliğinde teninin kokusundaki tanıdık hüzün, köşeye sıkışmama yetip de artıyordu bile. Kaçamadım kendi karanlığımdan. Öyle bir an geldi ki kaçacak yer kalmamıştı benim için sanki. Nereye gitsem hep orada olacaktı ve beni bitirmeden kendi son bulmayacaktı. İçgüdülerim devreye girmişti artık, savaşmak tek çareydi hayatta kalmak ve tutunmak için. Başka kaçış başka bir yol yoktu artık. Arkama bakacak kadar cesur değildim, önüme bakacak kadar da güçlü ama içgüdülerim hayatta kalamam için ne gerekiyor ise yapıyordu. Koştum koştum ve koştum. Emin olmadan, nereye gideceğimi yada varacağımı bilmeden koştum koştum ve koştum.
 
Durduğumda ya da ben durduğumu sandığımda bir aydınlık gün ışığı huzmesinin tam altında karanlıkta otururken buldum kendimi. Her yer karanlıktı ama o an aydınlıktı benim için. Karanlık her yerdeydi ama aydınlık tek bir yerde, gitmek ve varmak için bir yolum vardı artık. Yine bilmiyordum Yine emin değildim ama elimde olan o an, sahip olduğum tek gerçekti.
 
Karanlık, her yerde... Önümde, arkamda gözümü kapadığım her anda... Ama şimdi de değil... 
 

24 Temmuz 2015 Cuma

Elinde Bavuluyla, Evini Terk eden Kaplumbağa...

 
 
Kaybolmuş bir ruh, daha nasıl kaybolur diye sorsa biri bana cevabım "kendini bularak" olur. Ben kendimi en çok kaybettiğim anda buldum ve aslında bugüne kadar tek aradığım şeyin kendim olduğunu fark ettim. Her ne kadar anlatırken bir çırpıda çıkıyor olsa da bu konular insanın kaleminden yada ağzından lakin yaşarken çekilen sancı , herkese göre bambaşka.
 
Boşanır mıyım? Boşana bilir miyim? Boşanmalı mıyım? vb. sorular sorarken, bir gün geldi ve hiç soru sormadan sadece hareket ederken buldum kendimi. Yılların getirisi miydi? gerçekten yoksa bende ki değişimin eseri miydi? yoksa zaten her ikisi de aynı şey miydi? pek bilmiyorum. Düşününce hepsinden bir parça vardı galiba.
 
Ne yazık ki insan boşanıyorum dediğinde her şey hemen sonuçlanmıyor, hele çocuğunuz varsa ve kocanız sizden boşanmak istemiyor ise.
 
Bizim boşanma yolumuzun başlangıcı bir sabah benim kendime yeter dediğim ve öğlenine onun ehhh dediğinde başladı. gördüğünüz gibi karşılıklı bir başlatma söz konusu. Akabinde sözlü düellolar, önce atarlanmalar, sonra alttan almalar süreci izlerken süreç gerçek olmaya başladı ve evden ayrılmaya kadar geldi. Bir gün eve gittiğimde eşim evdeydi, bir saat sonra yoktu artık. Bavulunu toplamış ve gitmişti. Kendine göre barışma çabaları sonuçsuz kalmıştı. Oysaki benim bakış açımdan onlar barışma çabasından çok bugüne kadar hep yaptığı davranışlardan bir demetti. Dolayısıyla artık işe yaramayacakları kesindi. Ve o bunun farkında bile değildi.
 
Hala da farkında değil sanırım. 12 gün olmuş ayrı kalalı (ve şu an çok şaşırdım. bu kadar zaman geçtiğini hiç fark etmemiştim.) Bir tehtit bir alttan alma ile bu pazartesiye kadar geldi. Bu  pazartesi ne oldu diyecekseniz, ne olacak kavga noktasından dönüldü. Ben çok kızdım, yüksek ihtimal o çok kızdı. Ama sonuçta bana ilk defa saygı gösterdi ve beni aramayı bıraktı. İki kere konuştuysak çok kısa ve öz konuşuldu ve gerekçeler sebebiyle görüşüldü. Bu hafta sonu oğlum geliyor yanıma bakalım süreç de bizi neler bekliyor.
 
Sizinle neler hissettiğimi aslında paylaşmak istiyorum çünkü bu süreçte en zor şey bu!
 
Gerisi hikaye...