22 Eylül 2022 Perşembe

Bir saat Bir gün Bir hafta Bir ay derken Bir yıl geçti



Bir saat Bir gün Bir hafta Bir ay derken Bir yıl geçti....


Zaman geçtikçe, büyüdükçe daha çok şey bilirim sanarken cevabını bilmediğim sorularla cehaletimin daha çok arttığı, hayatımdaki insanlarımla daha kalabalıklaşırım sanarken kayıplarımla daha da yalnızlaştığım  geçmek bilmeyen ama çabucak geçen bir sene benim oldu. Böylece büyüdükçe daha cahil, daha yalnız olduğunu anlamakla baştan aşağı her hücremde sorgulanırken, kalbimdeki sızı da her anım sandıklarımla içimi biraz daha acıttı. Her gün bilmediğim sorularla boğuşmaktan, bildiğimi bilmediğime karar verdikçe, bildiklerimi kaybettikçe, duygu duvarlarımın taşları tek tek yıkıldıkça koca bir yükün altında adımı, kimliğimi, anılarımı, biriktirdiklerimi kısaca mihenk taşımı kaybettim. O zamanlar kaybettiğimi sandım. Çalındığını fark etmem uzun gecelerime, yanlış yere koyduğumu anlamamsa çeyrek ömrüme bedel oldu.

Aynalarda tanıdık bir an bulurum umuduyla gözlerime her baktığımda, "Bilinen" 'in sağladığı güvenli limanlardan uzaklaşan şüpheli anılar gördüm. Hazan mevsiminin yangınları yüreğe düşünce sınavları, fırtınaları çok olur, rüzgar sert eser, düz yollar sarp kayalık oluverir. Gönül gözümde gül bahçeleri olan yolların; zehirli dikenlerle, Sarp kayalıklarla bezeli olduğunu anlamak için düşmem , en çok emin olduklarımdan sınıfta kalmam gerekti. Ben de en çok emin olduklarımdan, sahip olduğumu sandıklarımdan ve daha üzücüsü anılarımdan oldum. Böylece anılarımı kaybettiğim kocaman bir ömrüm, satırlara koca boşluklar çıkan ekranlarım oldu.

 Engellerin zihnininiz de olduğunu söyleyen tüm inanışlara inat engelleri kalplerinde olan hologram insanlarım önce oldu, sonra yok oldu. İçim ezildi, yüreğimi dillerine alıp doladıkça içim acıdı. Acı büyüdükçe içimi yaktı, yangın var diye yandıkça zamanla, hangi anda tam bilmediğim bir sabah kalktığımda öylece insanlarım yok oldu. O sabah uyanmak için aynaya baktığımda bildiğimi sandığım benden eser yoktu...

Olan basitti ben gidince, onlarda gitmişti... Ama aslında onlarda bir sene önce sen bu hayattan göçünce gitmişlerdi... Bende kalan sadece sandıklarımdı... Cehalet her yerdeydi...

Tüm çocukluğum, gençliğim, bütün hatalarım, başarılarım, yaptıklarım, yapmadıklarım, yapamadıklarım, vaz geçtiklerim, vazgeçemediklerim, koktuklarım, içimdeki 243 kadın, daha kimler kimler bir olup beni bir odanın içinde hapsettiler. En çok da yapmadıklarımla, vazgeçmediklerim söylenirken 243 kadın dağıldı parçalanan cam parçaları gibi; bitişi olmayan bir boşluğu doldurmaya çalışır gibi zaman aktı geri dönememek üzere. Ölümlü beynimin kusurlarına sığınmaya çalışarak biraz kaçsam da beceremedim. Ne zaman kaçtım desem zihnimin dehlizlerinden yankılanan o sesi kendi sesimi susturamadım. Bu zaman içinde haksızlığa uğramış, kurban edilmiş geçmişimin gölgesinde yenilenmeye çalışmanın, kocaman bir girdabın yanında kürek çekmeye benzediği günlerim oldu.

O günde öyle oldu

Kocaman ölümcül bir girdabın yanında, küçücük bir kayığın içinde korkudan ölmemek için asılmış kürekleri çekiyormuş gibi ...

Sevgiyi, sevgisizliği ayıramadığım gibi

Yalanın gerçeğe yenildiği ama kazana mutluluk getirmediği gibi bir gündü işte.. 

Sonra bugün oldu... Sabah oldu, Güneş doğdu... İçimde yine 243 kadın... Ayna da yeni bir ben...

Kulağım da ;

  Jabbar, Deeperise yeni yorumuyla  "Cesaretsizce olmuyor"