Hayatta yaşadığımız her kargaşa çıkarlarımız için yarattığımız rekabet duygusunun eseridir aslında. Kimi zaman şirketimiz için, kimi zaman çocuğumuz için olsa da temelinde egosal dürtülerimiz vardır. En temel olarak doğanın döngüsüne baktığımızda bile karşımıza ilk çıkan rekabet olur. Hayvanların yaşamlarını incelediğinizde en iyi eşi seçme, en iyi yere sahip olma, en iyi besine sahip olma yada suya sahip olmak gibi bir çok döngünün canlıların hücrelerine kazındığını fark edersiniz. Genlerle aktarılan bilgilerin ışığında türdeşlerinden de öğrenilen taktiklerle canlılar yaşam döngülerini uzatırlar. Ve en iyi olan hep hayatta kalır. Bu da doğanın kendisini korumasıdır aslında. Güçlü bireylerin yaşayarak genlerini yeni nesillere aktarması, zayıf bireylerin ise yok olarak genlerini aktaramamaları da doğanın muhteşem kurgusundan ileri gelir. Hastalıklı birey doğada yaşayamaz. Elemine olur. Daha bilimsel bir tabir ile buna doğal seleksiyon deniliyor. Doğa mükemmel işler. Yaşam her yerde kendini yeni yeni şekillerde var eder ve yeni durumlara adapte olur. Bu da sürekliliği getirir her daim.
İş yaşantılarımıza baktığımız da aslında bir lokma ekmek için savaşan kuşlar gibiyiz. Şirketler için bakarsak pazar payını arttırmak ve daha çok kazanmak için çalışıyoruz. Bireysel olarak baktığımız da kariyerimizi yükseltmek, daha çok kazanmak için çabalıyoruz. Ve bunlara sahip olabilmek için sahip olduğumuz yetenekleri ne derece kullandığımız ise sınırlarımızı belirliyor.
Ama tüm bunların dışında güzel yada yakışıklı olmanın iş hayatında getirdiği artıları da es geçmemek lazım. Görsellik her zaman ön planda görünmese de insanların bilinçaltında bu iş böyle. Güzel bir kadın yada yakışıklı bir erkek gördüğümüzde oluşan sempati tamamen genlerimiz ve doganın kuralları ile alakalı.
Her ne olursa olsun size verilen donanımları ne kadar kullandığınız, şansınız ve kimi zaman da bu şansı ne kadar fark ederek değerlendirdiğiniz ön plana çıkıyor. Bir çok başarı hikayesini okuduğunuz da karşınıza bir olumsuzluk sinsilesi üzerine geçilen bir yol,dönülen bir dönemeç yada tanışılan bir kişi hep göze çarpıyor.
O yüzden size tavsiyem kendinizi geliştirmeye her daim devam etmeniz ve her ne yapıyorsanız onu en iyi şekilde yapmanız. Rekabet duygusuna esir olmadan ama tatlı bir ayarda bırakarak işinizde hayatınızda kullanmanız. Hayalperest yaklaşmadan ama hayallerinizden vazgeçmeden hayatınıza yön verebilirseniz kazanan her daim siz olursunuz.
Ama tüm bunların dışında güzel yada yakışıklı olmanın iş hayatında getirdiği artıları da es geçmemek lazım. Görsellik her zaman ön planda görünmese de insanların bilinçaltında bu iş böyle. Güzel bir kadın yada yakışıklı bir erkek gördüğümüzde oluşan sempati tamamen genlerimiz ve doganın kuralları ile alakalı.
Her ne olursa olsun size verilen donanımları ne kadar kullandığınız, şansınız ve kimi zaman da bu şansı ne kadar fark ederek değerlendirdiğiniz ön plana çıkıyor. Bir çok başarı hikayesini okuduğunuz da karşınıza bir olumsuzluk sinsilesi üzerine geçilen bir yol,dönülen bir dönemeç yada tanışılan bir kişi hep göze çarpıyor.
O yüzden size tavsiyem kendinizi geliştirmeye her daim devam etmeniz ve her ne yapıyorsanız onu en iyi şekilde yapmanız. Rekabet duygusuna esir olmadan ama tatlı bir ayarda bırakarak işinizde hayatınızda kullanmanız. Hayalperest yaklaşmadan ama hayallerinizden vazgeçmeden hayatınıza yön verebilirseniz kazanan her daim siz olursunuz.
