Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
Edip Cansever
Asfalt üzerinde kayıp giderken arabanın camının aralığından süzülen soğuk hava bile içini soğutamıyordu. Alev alev kelimeler cümle bile olmamışken, bu içindeki öfke!! Tam bir infilak sebebiydi. Konuşsa, bağırsa içindeki yükü bıraksa, yok hayır bırakamazdı. Ne söyleyecekti ki, neyi anlatıp neyi savunacaktı. Çocukluğu mu?, şımarıklığı mı? yoksa korkusunu mu? Hangisini söyleyecekti. Hem bir kere yumuşarsa hiç bir şey olmamış gibi hissetmek tek istemediğiydi. Şimdi Öfkesinin koynunda bebekler kadar masum hissediyordu ne de olsa. Kendi suçlarından arınmış biçare suçsuz bir çocuk. Kim nasıl kızabilirdi ki ona. Ne de olsa yaptığı sadece dertleşmek değil miydi?
Nede olsa bir kelimenin yılların dostluklarını düşmene çevirme gücü varken buna mı gücü yetmeyecekti. Hikayeden masallarla kendini kandıran küçük bir çocuğun masalının baş kahramanı olmaktı tek suçu. Büyüyünce geçecek cinsten bir serzenişten kurtuluşun sessiz çığlıklarıyla bezeli kafa içi kavgalarının bir numaralı suçlusuydu kendisi.
Elbet geçecekti, belkide geçmişti bile... Sadece böyle olmak ona iyi geliyordu... İnfilak sebebiyle zamanında patlayamayan bir bombaydı, zamanla sönüp gidecek olan hırslı cümlelerin nokta işaretiydi.
Biraz kahve telvesindeki bir harf misali yıkanınca geçecek bir anının sahibiydi.
Arabasıyla giderken soğuk içeriyi soğutup içine nüfuz edememişti.
Radyoda çalan bir iki parça...
Unutulan bir zaman ...
Ve derin bir sessizlik kimsenin artık hiç bir şekilde bozmayacağı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder