Hep haksızlığa uğradığınızdan dem vurursunuz, baktığınız her anda haklılığınız gün gibi ortadadır... Fakat bir gün, hem de hazırlıklı olduğunuza en çok inandığınız o gün, hayatınızın hatasını yapıverirsiniz. Şaaaak !!! Siz daha neye uğradığınızı anlamadan o hata, dünya üzerinde etkisi kanıtlanmış en güçlü leke çıkarıcı misali hayatınıza nüfuz eder ve sahip olduğunuzu sandığınız tüm haklılığınız ile beraber tüm renklerin solup gitmesi bir andır sadece. Öyle bir an ki elinizde tertemiz, hatalı yepyeni bir başlangıcınız vardır artık.
Bu nur topu gibi anksiyetenizle ne yapacağınıza karar vermek size sunulan bir nimetmiş gibi, günler geceler boyu o anı tekrar tekrar yaşar dururuz ta ki kendimizi sakinleştirmeyi başarana yada yeterince zaman geçene kadar. İşte ben böyle bir hata yaptım. Ve bütün dengem kayboldu. İnanın çok zordu. Hala çok zor zaten. Kafamın içinde bitmek tükenmek nedir bilmeyen kavgaya şimdi patronum ve tüm müdürlerim de dahil oldu. Uykumda bile ayrı kalamaz oldum iş yerinden, öyle ki en kötüsüne karar veremedim. Rüyamda ölülerle mi çalışmak daha kötü yoksa gerçek hayatta kafamda binlerce kez kendimi öldürerek mi? Tim Burton 'un yarattığı karakterler gibiyim. Kocaman gözlerim, altlarında mor mor halkalarım ve ölü gibi bir halim var.
Aman Allah'ım işe gitmemek için elimden gelen ne varsa yapabilirim aslında. Tebeşir tozu yutup ateşimi yükseltebilirim. Yada elektrikler kesildi ondan böyle bir hata yaptım desem yok bunu hiç yemezler baya baya gündüz gözüydü. Yada en kestirmeden kocamı patronumla görüştürmeye göndersem nasıl olur? Ha haa haa bunu düşündüğümde patronum için ciddi bir eziyet olabilir hatta beni gerçekten affetmek için bir neden bulduğunu bile düşünebilir ama sonuçta daha hızlı beni işten atar sanırım. Her neyse bu söylediklerimi cidden düşünmediğimi düşünüyorsanız tamamen yanılıyorsunuz çünkü bayram da dört gün ayrı kalınca insan tekrardan kaldığı yerden strese geri dönmesi kolay olmuyor. Tamamen kaçmak istiyorum aslında. Bir köşeye saklanmak ve bulunamamak.
İşte herkesten her şeyden kaçılıp saklanılıyor da insan kendisinden saklanmıyor.Şu sıralar shrek ile gülüyorum. Shrek3 de Shrek kral veliahtı Artur'a insanlar sana bakarak bir ezik olduğunu,bir dev olduğu yada şapşalın teki olduğunu söyleyebilir ama sen onların dediği gibi olmak zorunda değilsin, kim olmak istediğine sen karar verirsin gibi bir cümle kurmuştu. Bu replik beni baya bir rahatlattı çünkü patronumun benim bir salak ve ahmak olduğum konusunda kendince oy birliğine vardığına neredeyse inancım tam. Bir de yüzüklerin efendisini izleyerek güç topluyorum. Sonuç olarak bastı bacak Frodo 'nun yaptıkları ortada. Üstelik ben ondan nereden bakarsanız bakın 30 cm daha uzunumdur. Patronumu herşeyi gören göz olarak ve müdürlerimi de nazgüllerin üzerinde düşünürken şirketin içindeki smeagolların sayısının çokluğu ise göz dolduruyor. Ama o son sahne yok mu, işte orada kopuyorum.
Neyse şimdilik bu kaostan çıkmak için çok akıllıca bir planım yok,o yüzden akışta kalmak ve olacakları seyretmek en iyi seçenek gibi duruyor:))
Huzurlu günler:))))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder