"Bir varmış bir yokmuş pireler berber,develer tellal iken Mitomanya isiminde bir ülke varmış. Bu ülke bir yaşayan bir de yaşaman pişmanmış. ilk görüşte "işte hayatın anlamı", "ben burada var olmalıyım" dedirten, dört bir tarafı ışıl ışıl güzellikler ile kaplı minik ama içinde devler barındırabilen sevimli bir ülkeymiş. Ülkede turistler hiç eksik olmaz, Mitomanya ile ilgili hikayeler dünyanın dört bir tarafına ulaşır her kesimden, milletten kişiler yaşamak için bu ülkeye gelmek için hayaller kurmasına sebep olurmuş.
Masalsı bu hayat kendi içinde tezatlıkları,zorlukları saklar ve ülke vatandaşı olmayan hiç kimse ile de bu sırlar paylaşmaz dolayısıyla hayal dünyası geniş insanların varlığında ününe ün katarak hikayeler diyar diyar gezmeye devam edermiş.
Ama Ülkenin içinde yaşam hiç de göründüğü gibi değilmiş, burada yaşayan halkın tamamına yakını körmüş. Nedeni ne olduğu bilinmese de burada doğan çocuklar ya kör doğar yada belirli bir yaşa gelmeden kör kalırlarmış. Bu öyle bir illetmiş ki başka ülkelerden gelip ülkeye yerleşen kişilerde bile belirli bir zaman sonra görülmeye başlar ve orada kalmakta ısrarcı olurlarsa onlarda kör yaşamaya mahkum olurlarmış. O sebeple gelip gezen çok olur ama yerleşen az olurmuş.
Fakat turistlerin ülkeye sağladığı fayda azımsanmayacak kadar çokmuş.Turistler ülkeyi gezerken buradaki güzelliklerden bahseder, halkı da kendi görmediği bu güzellikleri düşünerek mutlu olmaya teşvik edermiş.
Hayat bu ülkede öyle masallarda anlatıldığı kadar güzel değilmiş, tam tersine gerçek hayatın içinde barındırdığı ne kadar hile hurda varsa bu ülkede en ufak tezgahlarda pazarlanır ve en önemli masalarında unutulurmuş. Hal böyle olunca bu durumu fark eden herkes ilk olarak bu ülke ile ilgili çeşitli fantezilere kapılır, Kendi menfaatleri için ne yapabileceklerini araştırmak isterlermiş.
Fakat bu ülkenin başında karanlık ve kötü başkanları ulu mitoman Bay Obtuse bulunurmuş. Bay obtuse zamanında buranın büyülü hikayelerine kapılarak başka bir ülkeden kalkıp gelen ve o dönemin başkanının evinde kalmak şerefine erişen nadir kişilerden biriymiş. Rivayete göre çok güzel bir sesi olan Bay Obruse için bu ülkede yaşamak nefes almak kadar kolaymış. O dönemin başkanını ülkesi ile ilgili anlattığı hikayeler ile büyüler, bu güzelliklerin varlığı ile gurur duyarmış. Başkan her gün onun anlattıklarını dinler ve kendi gözleri ile göremediği bu ülkeyi hiç değilse onun gözünden yaşamayı severmiş. Bu karşılıklı dostluk Bay Obtuse için o ülkenin sınırları içerisinde yaşanan hayatları gözlemlemesine ve kendi içinde beslediği hırslarını pekiştirmesine sebep olmuş. Başkanın en büyük korkusu Bay obtuse unda bu ülkede kalmasıyla o amasız hastalığa kapılacağı ve kör olacağıymış. Ne de olsa zamanla beraber başkan kendi gerçeklerini unutup Bay Obtuse'un hayallerine göre ülkeyi yönetir olmuş. Onun gözleri olmaz ise hikayelerinin de bir kıymeti kalmayacağının farkında olan Bay Obtuse bu sorun için bir çare ararken, hiç görmese bile kendi hayal dünyasından yarattığı hikayeler biriktirmeye başlamış. Her gün değişik değişik hikayeler yazarken artık eskisi kadar dışarıda dolaşmamaya, gerçeğe dair olan bağını kopararak olup biteni kendi hayallerinden uydurmaya başlamış.
Başkan bu sinsice hareketten habersiz tüm hikayeleri dinlemeye ve kararlarını bu şekilde almaya devam etmiş taa ki artık halkın belli bir kesiminin dayanacak gücü kalmayıp isyan edene kadar. Bu isyanı içine sindiremeyen başkan kararlarında ısrarcı olmaya devam ettiğinde ise korkunç bir felaket yaşanmış ve bir sabah ülke başkansız bir sabaha uyanmış.
Doğa boşlukları sevmez. Dolayısıyla ülke o gün her şeyin güzel olacağına olan tam inancıyla,zafer çığlıkları ve kutlamalar ile günü geçirmiş. Sadece çok az bir kesim yaşanılan süreçten onlara kadar emin değillermiş. Ülkenin ileri gelenleri bu karmaşa ortamının çok sürmemesi adına Başkanla hep yakın ilişki içerisinde olan ve hala gördüğüne inanadıkları Bay obtuse 'tan yardım istemeye karar vermişler. Toplanıp onuna yanına giderek gözlerinde yeni heyecanları saklamadan ama usulüne uygun olarak durumdan duydukları üzüntüyü dile getirmişler ve kendisini başkan olarak görmek istediklerini ifade etmişler. Uzun ve meşakkatli bir çalışmanın ardından istediğini elde eden Bay Obtuse mağrur bir yüz ifadesi ile karşıladığı heyeti şeref ve onur sözleri eşliğinde uğurlamış.Bay obtuse onlar için bir halk kahramanı olarak gelse de halka da bu şekilde duyurulsa da, bir kesim bunun gerçek olmadığını anlayacak kadar kör değilmiş.
Bir sorunu fark etmek onu çözmek ile eş anlamlı olmamasından ayrıca azınlıkların sesi cılız ve çatlak çıkmasından sebep onların sesini de kimse duyulmamış ve Bay obtuse yeni dönem başkanı olarak ülkenin başındaki hep hayal ettiği yeri almış.
Kendisi Ulu Mitoman olma şerefiyle beraber herkesi hakimiyeti altına alması çok uzun süre almamış. Girmediği nüfus etmediği delik olmamasından sebep kendi aleyhin oluşabilecek her çatlağı öncden sıvarayarak yada duvarı komple yıkarak ilerlemesine devam etmiş. Boyunduruğu altına alamadığı herkes ülkeden bir bir kaybolmaya yada gitmeye başlaması bile halkın ilk başlarda çok dikkatini çekmemiş. Fakat Zaman denilen hain Bay Obtuse un en büyük düşmanı olmakta kararlıymış.
Ama getirilen yeni kanunlar ve uygulamalar ile her yerden bilgi almaya ve o bilgiyi işleyip hikayeleştirerek sunmaya dayalı bir sistem ile halk baş başa kalmasıyla beraber uyku ile uyanıklık gerçek ile kurgu birbiri içinde eriyerek kaybolmaya başlamış.
Bay obtuse çok akıllı zeki olmasının yanında çok sinsi bir hainmiş. Kendi bencilce istekleri ile ülke çıkarlarını karıştırmakta üstüne yokmuş. Olur da bir kişi herhangi bir konu ile alakalı bir soru sorarsa daha önceden yazdığı hikayelerinden bir kaç sayfa okuyarak onu sakinleştirir ve yaptığı her olayı meşrulaştırırmış.
Orantısız bir hikaye yazma kapasitesi ona tüm bu süreçlerde dönemeçleri sakin sakin atlatmasına sebebiyet vermişti. Herkesin kendine göre eksiklikleri olması bu dünyaya ait bir zaaf olsa da Bay obtuse'un da en büyük zaafı, kendi dışındaki herkesin aptal olduğuna olan yıkılmaz sarsılmaz olan inancıymış. Anlatılacak hikayelerin sadece ona ait olmasına karşın içinde beslediği sarsılmaz inanç yüzünden, zaman onun aleyhine işlerken o ise en güçlü zamanlarını yaşadığını düşünerek kendi keyifli hikayeleri içinde sarhoş sarhoş dolanmaya devam etmiş..."
Aslında bu hikaye hiç kimse olarak gelen birinin içindeki ulu mitoman sayesinde edindiği bir başarının hikayesi. Aynı zamanda kör bir halkın tekrardan görmek için verdiği şanlı bir mücadelenin anlatıldığı büyüklere ait çok kanlı bir destan. Bu masaldan destan çıkar mı onu bilemeyeceğim ama Bay Obtuse a ait çilenin henüz sonlanmadığından eminim. Bu sebep ile hikayenin ikinci kısmında bay obtuse'e ait sırlardan ve düşüş hikayesinin detaylarından bahsedeceğim. Hepimizin hayatında olan bay obtuse ile olan bu savaşına ışık tutarmı onu bilmek mümkün değil... Ama her karanlığın bir şafağı olan bir dünyada yaşarken şafaklara inanmamak hele o öncesindeki en karanlık anda benim için çok mümkün görünmüyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder