Ali İsmail Korkmaz, bir zamanlar kendi halinde bir genç delikanlıydı. Ailesi, mahallesi ve okul arkadaşları bilirdi onu. Biz tanımazdık. Şimdi her yerde gördüğüm o gülüşü hiç bilmedim mesela. Hiç duymadım sesini yada hiç bakmadım gözlerine. Hoş şimdi istesemde duyamam, bakamam gözlerine. Onun sesi kesilip, gözü kapanınca, bedeni toprak olunca tanımak nasip oldu.
Varlığıyla bize neler kattığını yokluğu ile anlattı Ali.
Üzerinde dolaştığımız her santimetre karesinde ayrı bir hikayesi olan, karış karış tarayıp vatanım dediğim bu topraklarda savaş da, kan da ezelden beridir hiç eksik olmadı. Bu topraklar üzerinde ne kalleşçe oyunlar oynandı ne yavrular yuvasız ne yuvalar sahipsiz kaldı. Eskiler öyleydi de şimdiler başka mı?
Sene 2013, teknolojinin dakida geliştiği yenilendiği, bilimin koşar adaımlarla ileriediği yani her şeyin süratle yaşandığı bir zaman. Öyle bir zaman ki kansere çare bulunduğu halde, kaznılan rantlardan vaz geçmemek için çaresi söylenmeyen bir zaman.
Para herşeyin efendisi. İnsanlık yerlerde yekle yeksan.
Ali böyle talihsiz bir zamanın kahramanı. Öyle bir kahraman ki, kahraman
olması için ölmesi gerekenlerden. Ölüm kimseye yakışmaz arkadaş, lakin sana
hiç yakışmadı Ali. İnan bakamıyorum resimlerine, bakamıyorum çünkü
buram buram yaşam kokuyor o resimlerin. Her bakışın umut dolu, her
gülüşünün yarını var belli. Ama bugün yoksun Ali.
Anlayacağın hiç bir şey senin canından daha kıymetli değildi. İşin gerçeği bu.
Bunu bir video oyunu gibi oynayanlar, oyunu yeniden başlatmak istediklerin de olmayınca ne hissettiler acaba? Şimdi senin canını alanlar rahatlar mı ? Kendilerini kahraman gibi hissediyorlar mı? Bilmiyorum, bilmekte istemiyorum aslında. Bu oyun çok canlar yaktı Ali. Ama en çok seninkini.
Velhasıl uzun lafı kısası sen yattığın yerde rahat mısın bilemem ama ben yattığım yerde hiç rahat değilim. Bilmeni istedim.
Dualarım seninle ve ailenle... Allah mekanını cennet etsin.
#aliismailkorkmaz

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder