5 Ocak 2013 Cumartesi

iki sahipli kölelikten, efendiliğe... Alışkanlıkların gölgesinde yaşam...

İnsanoğlu varoluşundan bugüne pek çok aşama kaydetmiş olup, ama en temeldeki içgüdüleri ile hareket etmeye bir çok konuda devam etmiştir. Bizlerin varlığımızı sürdürebilmemiz için doğuştan sahip olduğumuz bu donanımlarımız, bazı zamanlarda ise karşımızda yıkmamız gereken engellerimiz olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsan vücudu bir çok hormonal tepkimenin sonucuna bağlı olarak işleyen bir sistemler bütünüdür. Heyecanlandığımızda terlememiz, insülin salınıma bağlı olarak acıkıp acıkmadığımızın belirlenmesi  gibi bir çok konu aslında hormonlarımızın salınımına göre kontrol edilmektedir.

İnsan olaylara bu açıdan bakınca pek de özgür iradeden söz edemiyor. Lakin özgür bir iradamiz olmasa bile her an kendini geliştirebilen yada eksiltebilen bir irademizin olduğu inkar edilemez. 

İlk darbeyi hormonlarımızdan aldıktan sonra ikinci darbe ise ailemizin çevremizin bizlere farkında olmadan öğrettiklerinden yani edindirilmiş olduğumuz alışkanlıklarımızdan alıyoruz. Günlük besin seçme şeklimizden, uyanmamıza, uyuma biçimimizden hayat bakışımıza, sabahları neşeli uyanmak ile uyanmamıza kadar her şey bize öğretilen ve edindirilen alışkanlıklarımız olunca "bizler alışkanlıklarımızın esirleriyiz" demek pek yanlış durmuyor. 

Yani anlayacağınız biz iki sahipli bir köle olarak yaşıyoruz hayatımızı. 

Peki tüm bunlar hayatımızı şekillendiriyorken kendi seçimlerimizden bahsetmemiz nasıl mümkün olabilir yada mümkün mü? İnanın bana mümkün. Lakin ilk önce bunu fark etmeniz önemli. Fark ederseniz değiştirebilirsiniz. 

Bir alışkanlıktan kurtulmanın yolu yeni bir alışkanlık yaratmaktan geçiyor. Hayatınızdaki tek bir  noktadaki değişim tüm yaşam şeklinizi değiştirebiliyor. Hayatınızda bir şeyi değiştirmek istiyorsanız eğer, size tavsiyem öncelikle küçük şeyleri değiştirmek ile işe başlamalısınız.

 İradenizi ortaya koyduğunuz her eylemin sonucu, onu değiştirmek için iradenizden ne kadar kullandığınıza bağlı olarak sonucu da değişecektir.  Örneğin bir diyet yapmaya karar verdiniz ve bu diyet gereği besin listenizden şeker, ekmek, unlu mamülleri çıkarmanız gerekiyor. Siz eğer bu sayılan materyalleri her öğününüzde hatırı sayılır miktarda tüketen bir bireyseniz bu diyeti yapmak sizin için çok ciddi çaba gerektiren bir süreç anlamına gelecektir. Lakin haftada bir iki öğün arası tüketiyorsanız daha az çaba ile çok daha uzun  süre bu diyet programına sadık kalabilirsiniz.

İrade aynı bir kas gibi işleyen ve sınırları olan bir kavramdır.  Kullandıkça güçlenen bir yapısı vardır. Bu gücü  kullanmak kadar hangi zaman diliminde kullandığınızda eyleminizin başarısı açısından önemlidir. Bu yüzden siz irade gücünüzü kullanarak bir şeyler yapacaksanız, bunun zamanını iyi seçmelisiniz. Örneğin spor yapmaya karar verdiyseniz bunun zamanlamasına ilişkin verilen karar sizin bu eyleme ne kadar sadık kalacağınızı belirleyecektir. Bir çok kişi spor aktivitelerini akşama koyarken bu kararlarına bazı akşamlar sadık kalırken bazı akşamlar kalamadıkları fark edilmiştir. Bunun üzerine yapılan bir araştırmada kişinin gün içinde ne kadar çok irade gerektiren iş yaptığına bağlı olarak değiştiğini tespit etmişlerdir.

Yani kısaca; bu fark tamamen sizin gün içinde iradenizi ne kadar kullandığınız ile alakalı olarak değişim gösteren karar mekanizmanızın eseri olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Belki o gün istemediğiniz bir şeyi sadece patronunuz istediği için yaptınız. yani iradenizi kullandınız ve akşam eve geldiğinizde koşmak için kullanacağınız iradeniz kalmadı ve istemiyorsunuz. Sonuç bahaneler üreterek o gün spor yapmaktan vazgeçersiniz. Lakin sizin için kolay geçen bir günün arkasına koşmak için ekstra bir çaba göstermek zorunda kalmaya bilirsiniz.

Yani alışkanlıklarımızın gücünü küçümsemeden, fark edebilmek ve bu doğrultuda yeni alışkanlıklar kazanarak hayatımızı düzene sokmamız mümkün.

Alışkanlıklarımızın gücü ve bu keşfimiz ile ilgili detayları bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım ve hep beraber bu hormonal yönetimin, hareketsel alışkanlıkların değişimiyle hayatımızı, iş yaşantımızı ve müşteri kazanımlarımızı etkileyecek alışkanlıklar kazanımlarımızı nasıl yapacağımıza dair tüm gölgede kalan etkenlerin bizi kuklalıktan efendiliğe nasıl taşıyacağına dair sohbetimize devam edeceğiz.

Sevgiler S.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder