28 Mart 2015 Cumartesi

Tencit Pilavı Günlükleri vol #1


 
 
Bir insan kendini ne kadar cezalandırır? Ya Bir Kadın? Ya  Ben?
 
Bu sorunun cevabı eksik kalan umutlar da saklı hep, "zaman" sıkıştırılmış eksikliklerde. Kimisi koynunda ömre bedel bir cezayı sığdırırken kimisi ilk vuruşta kurtuluyor prangalarından.
 
Peki ben ?
 
Yağmur yağıyor bugün penceremden içeri, sanki gönlüm başkaymış gibi. Sorsam yağmura, kaç damlan acıma şahit diye? Mahşer de şahitlik edecek bir deniz çıkar huzura. Peki neden bugün bana cevap vermiyorsun yağmur?
 
 Neden?



  
Bugün herkes susabilir ama şarkılar onlar benimle...Bugünün anlam ve önemine ait şarkımı Adele söylüyor en derinden, benim için. Camdan dışarı baktığımda yüreğimdeki acı ve isyanın yağışını görüyorum resmen. İçinde alev barındıran yağmur taneleri düşüyor yukarıdan üstüme. Her damla yeni bir şahitlik için buharlaşıyor tenimden. Rüzgar daha çok şahite ihtiyacım varmış gibi üstüme üstüme gönderiyor, onları. Ama daha çok şahit istemiyorum , tek isteğim sükûnet.
 
Yorgun değilim, artık olmaz zaten. Kızgın da değilim, kızgın olacak bir şey yok ki ortada artık. Kalmamış bitmiş, ona dair içimde kalan kırıntıların ne olduğunu bile anlayamıyorum, o kadar yok. İçimde bir yerde olan o genç kızın sesi de yok artık kulaklarımda, olmaması iyi duymak istemiyorum onun aptal haykırışlarını. Zaman geldi biliyorum.
 
Ayrılmak bu kadar zor mu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder