3 Aralık 2013 Salı
Kısa ama Derin...
Uzun zamandır içimde bir yerlere bu kadar dokunan bir şeylere rastlamamıştım. Ne okuduğum yüzlerce sayfalık bir kitap nede izlediğim uzun bir filim bana bu sekiz dakikada hissettiklerimi yaşatamadı. Kısmet Dinner, isimde bir enteresan zaten. Hayatta engel olmadığını engellerin sadece bizim ön yargılarımızda olduğunun değişik bir anlatımı olmuş. Filimin içinde beslediği umut o kadar büyük ki, size de pay düşmemesi elde değil.
Tek ihtiyacımız birazcık umut.Hayata dair bir sevinç,bizi bu ana kilitleyecek bir bağ. Sorunlarımıza dönerek belkide içimizde kalan son umut kırıntılarını da yok ediyoruz kim bilir. Bu bugünlerde kendime yaptığım bir öz eleştiri sadece. Acaba gerçekten de böyle mi? kişisel gelişim kitaplarına gömülü hayatlardan çok yaşamdan anlar mı var olmalı her anımızda. Çakma hayallerden çok özgün yaşamlar mı olmalı? Bir bakış açısına göre de "Bir kitap milyonlara hitap ediyorsa sana asla hitap etmiyordur." değil miydi? Sanırım her şeyden bir parça olabilir. Bu karışımın oranları kişinin tamamen aradığı tatla alakalı olur.
Ben de bu aralar kendime ait o özgün karışımı bulmak ile meşgulüm. Hayat beni çalkaladıkça içinde eksik olan tatları keşfetmem de bir o kadar kolay oluyor. Sanırım bu ara en özlediğim tat tarçın.
O kadar özel bir şeyi kaybettim ki, bunu nasıl dolduracağımı hiç bilmiyorum.
S.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder